YANKI GAZETESİ KÖŞE YAZISI 20.05.2015

2015-07-22 15:15:00

CENAZESİ ÖĞLE NAMAZINA MÜTEAKİP…

İNTİHAR YAZILARI 1-

Cumartesi sabahı bir arkadaşımın telefonuyla uyandım; ‘ İntihar etti abla, cenazesi yarın Aydın’dan kalkacak, biz de Antalya’dan cenazeye geleceğiz.’ Kurulan bu cümleleri idrak etmekte zorlandım, telefonda uzun sessizlikler oldu. Demek öldü, demek intihar etti!

Söke’de 7 sene içerisinde o kadar çok intihar vakası oldu ki, dikkati çekmemesi mümkün değil. Bu konuyu araştırıp bir yazı yazmayı çok istedim hep. Fakat intihar eden kişilerin yakınlarını incitmekten çekindim. Çünkü her olayın kendi içinde ayrı bir dinamiği var, genelleme yapmak doğru olmazdı. Bugün arkadaşımın sürecini de size anlatmayacağım, henüz buna ben de hazır değilim çünkü. Geride bıraktığı sevdiklerinin yaşadıkları travmaya da saygısızlık etmek istemiyorum.

Üniversite öğrencisi iken intiharı araştırmam ve bir sunum yapmam istenmişti. Birçok literatürü taramıştım o zaman. Bu sürecin genetik yönü vardı, sosyolojik yönü vardı, tıbbi yönü vardı. İşin sadece psikolojik yönünü açıklamak eksik anlatmak olurdu. İntiharı sadece bir hastalık olarak  anlatmak basitliğe indirgemek olurdu. İşte bu yüzden intihar konusunda yazmak çok zor. Yine de bu kadar sık rastladığımız bu durumu görmezden gelmek ne kadar doğru?

Başımıza ne gelirse gelsin ölümün karşısında hayatın tarafını tutanlardan biriyim, yaşamsever olduğunu iddia edecek kadar da küstahım hatta. Koruyucu ruh sağlığı uzmanı olarak insanların hayata tutunması için elimden geleni yaparım,17 senelik meslek hayatımda hiçbir danışanım intihar etmedi. Buna rağmen hangimiz umutsuzluğa düşünce, hayata gücenince gizlice ölüm nasıl olurdu diye düşünüp, bunu planlamadık ki? İtiraf edin hadi. Sonra da bunu düşündüğümüz için utanıp ne diyorum ben ya dediğimiz olmadı mı hiç? Bunu düşünmek ayrı bir şey, planını eyleme dökmek ise apayrı bir şey…

İntihar edenlerin yakınlarının en büyük şoku da bu değil midir zaten? Böyle planları vardı da neden bizim haberimiz yoktu? Eee… ama geçen gün işlerini büyütmekten bahsediyordu, ölümü planlaması imkansız. Söyleseydi yardım ederdik, bir çaresini bulurduk. Her intiharın ardında cevaplanmamış bir sürü soru kalır öylece. Dışarıdan bakınca hayatı yolunda giden birinin bunu neden yaptığına bir türlü anlam veremeyiz. İşi, eşi,ailesi,evi,parası,statüsü,kısacası her şeyi vardı,sevilen  ve başarılı biriydi aynı zamanda,şimdi bunu  niye yaptı ki? Sebebini anlamak isteriz, ipuçları verdi de biz mi görmedik diye kendimizi suçlarız.

Gerçekten intiharı düşünenler bu konuda hiç ipucu vermezler. Kahvede sizinle birlikte çay içip, sohbet ettikten sonra yanınızdan kalkarken ‘Görüşürüz yarın’ deyip eve varınca kendini asabilir!

‘İntihar edeceğim bak, öldüreceğim kendimi’ deyip bileklerini jiletleyen, bir kutu ilaç içmeye kalkışanlar, telefonda yakınlarına haber verip ‘Ölüyorum ben’ diyenler-genelde gençler- intihar etmiyordur, sadece ‘Yardıma ihtiyacım var’ demek istiyordur. Acısına, çaresizliğine dikkat çekme eylemidir bu. O yüzden ipucu vermeden gidenler şaşırtır bizi.

İntihar trajik sonuçlar doğuran hayatı terk etme oyunudur . Giden için acıların son bulduğu, kalanlar için yaşam boyu hissedilecek bir acı. Gidenin çözümü, kalanların çözümsüzlüğüdür!

Devam edecek…

9
0
0
Yorum Yaz