YANKI GAZETESİ KÖŞE YAZISI 17.03.2015

2015-07-22 15:40:00

YENİ ZELANDA VE SAFLIK

Bir kitapta okumuştum, Yeni Zelanda’da çok çeşitli ekosistem varmış. İnsanlar gelinceye kadar burada sadece kuşlar yaşıyormuş. Milyonlarca yıl insanların, memelilerin bulunmadığı bu dünya yalnızca tüylü, gagalı, pençeli yaratıklara aitmiş. Kuşlar çevre koşullarına uygun birçok yetenek ve doğal savunma sistemi geliştirmişler.

13.yüzyılda Avrupalılar Haçlı Seferleri’ne girişirken Polinezyalı kaşifler buraya gelmiş, beraberlerinde sıçanları da getirmişler tabi. Küçük kanatsız kuşlar tepelerinde uçan büyük kuşlardan korunmak için öğrendikleri ‘hareketsiz durma yöntemi’ni sıçanlara da uygulamışlar. Ama maalesef yenilip yutulmaktan kurtulamamışlar.

İnsan ve sıçanları tanımayan bu küçük kuşlar için kullanılan bilimsel tanım ‘Saflık’tır!Cennet gibi bir yerde  huzurla yaşarken, kurnaz istilacılar gelip onların saflığından yararlanmıştır.

Bazen küçük kuşları çocuklara, sıçanları kirlenmiş yetişkinlere benzetiyorum. Çocuklar tüm duygu ve düşüncelerini aktarırken ne kadar safsa; savunma mekanizmaları, maske ve oyunları ile yetişkinler de o kadar kurnaz.

 Bazen de küçük kuşları bu ülkenin vatandaşlarına, sıçanları ise politikacılara benzetiyorum*** Korku içinde hareketsiz kalmış, gözleri irileşmiş, koşulların kurbanı olan vatandaşla, her türlü fırsattan faydalanıp, özür dilemeyi aklından geçirmeyen politikacılar gibi.

Cennet gibi,  huzur dolu dünya özlemi duymayan, insanlara karşı iyi duygular beslemeyen, fırsatlardan faydalanırken insanları basamak gibi kullanan ve özür dilemeyen, sıçan gibi  insanların sayısı çoğaldıkça, küçük kuşlar gibi saf insanların nesli tükeniyor. Ve gün geçtikçe sıçanların sayısı artıyor. Endişe duyuyorum!

Çoğunluğu yeterli gerekçeleri olduğuna inandıkları  takdirde kitlesel katliam veya büyük çapta hırsızlık ve yıkıma yol açabilecek kapasitede. Danışma odamda olsalar sosyopat tanısı koyar ve bir psikiyatriste yönlendirirdim. Bu oranın genel nüfus içerisinde çok yüksek olduğunu bir uzman olarak görebiliyorum.

Bir yandan saflığı ayakta tutacak aile,doğru çocuk yetiştirme,eğitim,etik kuralları önem verirken bir yandan da bu saflığa gelecek zararı engellenmenin yol ve yöntemlerini düşünmemiz gerek.

Yankı’daki yazılarım bu saflığı koruma adına kitlelere atılmış küçük bir adım. Kalplerinize serptiğim bu küçük saflık tohumları umarım yeşerir!

Sevgiyle kalın,görüşmek üzere!                     ***Şu an sadece bir metafor kullanıyorum, yani benzetme yapıyorum. Hakaret etmiyorum, kimse üzerine alınmasın lütfen!

10
0
0
Yorum Yaz