YANKI GAZETESİ KÖŞE YAZISI 02.04.2015

2015-07-22 16:03:00

AYIN ON DÖRDÜ,KIZ SAÇINI KİM ÖRDÜ?

İnstgramda gezinirken tahminen 14-16 yaş aralığında bir kız çocuğuna rastladım. Fotoğrafları ilgimi çekti. Yaşının üstünde giyim ve makyajla vücudunun tüm albenisini hoyratça, umarsızca sunduğunu  farkettim. Vücudunun mahrem olarak kabul ettiğimiz bölgelerini göstermekten çekinmeyen bir hali vardı. Bir psikolojik danışman olarak nasıl bir ruh hali bunu insana yaptırır, bu kızın ebeveynleri kimdir diye düşünüp değerlendirmekten kendimi alamadım. Fotoğraflarını tek tek inceledim. Fotoğrafların altında kırk yaş üstü erkeklerin cinsel ilişkiye girme teklifleri, bakireliğini satın alma önerileri, yaşıtları kızların bu kızı fahişelikle suçlayan aşağılayıcı hakaretleri, yaşıtı erkeklerin hayranlık ve fırsattan faydalanma telaşıyla telefon numaralarını verdikleri yorumlara rastladım. İşin tuhafı kızın bu aşağılayıcı ve açgözlü tekliflere sessiz kaldığını, cevap yazmadığını veya rahatsız olup bu yorumları silmediğini gördüm. Anne ve babasına ait olduğunu söylediği ,eski birkaç hatıra fotoğrafı da hesabına eklemişti. Babasız büyümekten bahsediyordu. Belli ki ailesi parçalanmıştı ve acı çekiyordu. Bunu anlamayı bırakın, takipçileri bu fotoğraflara bile hakaret dolu yorumlar yazmıştı ve bu çocuk yine sessizdi. Anlaşılan kendini çok değersiz hissediyordu,bir şekilde ilgi çekmek istiyordu. Fotoğraflarda sigara ve alkol kullandığı da gözüküyordu. Hem koruyucu ruh sağlığı uzmanı olarak, hem kadın olarak, hem de vicdanı olan bir vatandaş olarak durumdan oldukça rahatsız oldum. Bir şeyler yapmalıyım dedim, bu durumu görmezden gelemezdim. Sonuçta bir çocuktu ve  yardıma ihtiyacı vardı. Konu ‘Çocuk İhmali ve İstismarı’ kapsamına girmekteydi. Google’dan bu kız çocuğuyla ilgili araştırma yaptığımda bir çok fotoğrafının başka internet sitelerine de yayıldığını, hatta kendisinin yaşadığı Kocaeli’ndeki bir yerel gazetenin internet sayfasında ‘……  uslanmıyor’ başlığı altında tüm o açık fotoğrafları yayınladıklarını gördüm. Gazete de çocuk ihmali ve istismarı suçuna ortak olmuştu.

Kız çocuğunun yaşadığı şehir Kocaeli’ndeki Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nü aradım. Memur Ankara’ya dilekçe yazmamı istedi, bir şey yapamayacağını anlayınca bu sefer müdürüyle görüşmek istedim. Müdür izindeymiş, notumu ve telefon numaramı vererek beni aramalarını istedim. Ama beni arayan olmadı. Ankara Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hakları Komisyonu’nu aradım, durumu anlattım. Alo 183 ihbar hattını aramamı söylediler. İhbar hattı vatandaşlık numaramı, telefonumu ,adresimi istedi,verdim. Durumu bir kez de onlara anlattım. Benden bu kız çocuğunun vatandaşlık numarasını  ve adresini istediler. Aksi durumda bir şey yapamayacaklarını söylediler. Tesadüfen internette rastladığım birinin bu bilgilerini nasıl bilebilirdim ki? Ülkedeki bürokrasi ve problem çözme yeteneksizliğine bir kez daha söylendim. Israr ettim, operatör amirine danıştı, sonuç değişmedi ve bu sefer yine Ankara’ya bakanlığa dilekçe yazmam gerektiği söylendi. Pinpon topu gibi yetkili merciler arasında dolanıyordum. Onca işimin arasında kızgınlıkla yazışma kurallarına ve yazıma dikkat etmeden hızlıca bir dilekçe yazıp Ankara’ya postaladım. Ortada acil bir durum vardı, ama herkes bürokratik işlemlerin peşindeydi ve her biri problemi çözmek için bir diğerine yönlendiriyordu. Hantallığın tanımı bu olsa gerekti! Umudum yokken önce Ankara’dan bakanlıktan bir cevap geldi, duyarlılığım için teşekkür ediliyordu, dilekçemdeki iddiaların inceleneceği bildiriliyordu. Ardından birkaç hafta sonra Kocaeli il müdürlüğünden cevap geldi. Duruma el konulduğu,iddialarımın doğruluğunun tespit edildiğini ve yasal sürecin başlatıldığından bahsediyordu. Durum nasıl sonuçlanır bilmiyorum… Kız çocuğu ve ailesi bana dua mı eder yoksa ta Aydın’lardan kalkıp bizim hayatımıza ne müdahale ediyorsun diye söylenirler mi bilemem. Ortada bir çocuk,onun ruh sağlığı ve suç unsuru mevcuttu. Bu hikaye deniz kenarına vuran denizyıldızını tekrar denize atıp o denizyıldızının hayatını kurtaran adamın hikayesine benzedi. Denize iadesi gereken, yaşamı kurtarılması gereken çok denizyıldızı var, biliyorum. Ben payıma düşeni kurtardığımı umarak kendimi teselli ediyorum.  Sevgiyle kalın!

168
0
0
Yorum Yaz